Archive by Author

Korkular…

22 May

Son isteğin nedir ?
Sorusu,
Çok, çok kolaydır,
İlk isteğin nedir ?
Sorusundan.

Çünkü,
O soruyu
Kimse kimseye soramadı,
– Korkusundan.

Özdemir Asaf

***

Almak üzerine kurmuşuz düzenimizi:

Uçurumda düştü düşecek, ölümün kenarında; uzatılanı kapmış insanoğlu, elini bile vermeden.

Vermeye gelince ise, bir serçe kadar ürkek bakmışız etrafa.

Çünkü vermek için sormak gerekir önce istenileni, belki de defalarca…

Oysa soru sormak  cesurların işidir.

Korkakların sadece kapıp kaçtığı bir dünyada…

Zihni sansürlemek…

15 May

Bugün yüzbinlerce insan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu‘nun internet konusundaki yeni düzenlemelerini protesto etmek amacıyla ülkenin farklı yerlerinde toplandı. Özellikle İstiklal Caddesi ve Taksim’deki kalabalık tarihi düzeydeydi.

Bu denli önemli gelişmeler yaşanırken ve bazı önemli mesajlar iletilmeye çalışılırken, Türkiye’nin ciddi haber kuruluşlarından bazıları bu gelişmelerden hiç bahsetmediler. Birçok haber kurumu yaşananları internet sitelerinde manşete taşırken ve hatta canlı yayınla ülkeye duyururken, bazı kesimler yaşananları “yaşanmamış” saymayı tercih etti.

Basını sansürlemek, sanatı sansürlemek, internet sansürlemek…

Bunların hepsinden daha tehlikeli bir şey var aslında: ZİHNİ SANSÜRLEMEK

Çünkü zihni sansürlemek, baskıyla değil istemle gerçekleşir. Dar bir zihniyeti içselleştirerek yaşanır.

Bir insan zihnini sansürlediğinde, hayata bakışını da sansürler aynı zamanda. Gerçekleri sansürler, hayatın kendisini sansürler.

O yüzden; zihnini sansürlemiş insan eksiktir, cahildir, hem acınası hem de tehlikelidir.

***

Zihin sansürüne uğramış insanların, bilgi paylaşımı gibi kutsal bir hizmeti yerine getiren medya ve haber kurumlarında yer almaları ise hem ironik hem de trajiktir.

(Bu ironi ve trajediye, bu yazının yazıldığı an itibariyle bazı medya kuruluşlarının internet sitelerini ziyaret edenler şahit olabilir.)

***

Basın, sanat, internet…

…ama hepsinden tehlikelisi zihni sansürlemektir.

Çünkü zihnini sansürlemiş insanların çoğunlukta olduğu bir toplum her zaman çağdışı kalmaya mahkumdur.

İş Hayatının Niş Pazarları

14 May

Niş pazar; bir pazarın içinde belli bir konuya odaklanmış pazardır. Ayrıcalıklı bir niş pazar genelde mevcut bir pazarda karşılanamayan talepler üzerine doğar.

9 ay kadar Pfizer‘de çalıştım, 6 aydan uzun bir süredir de Google‘da çalışıyorum.
Yolun başındayım, tecrübe edeceğim daha o kadar çok şey var ki…

Ama şimdiden BÜYÜK HARFLERLE şunu yazdım öğrendiklerim listesine:
İş hayatında karşılanmayan talepleri karşılayan kişi olun!

Bu şu demek:

  1. Başta yaptığınız iş olmak üzere, çevrenizde olup bitenleri çok çok iyi öğrenin.
  2. Kendi yaptıklarınız küçük dünyanız olmasın, yeni ülkeler keşfedin, maceraya atılın, büyük resmi görmek için yanıp tutuşun.
  3. İçinde bulunduğunuz organizasyona ne kadar geniş bir pencereden bakarsanız, o kadar fazla fırsat görürsünüz. Bu fırsatlar, bulunduğunuz organizasyonda henüz karşılanmamış ihtiyaçlardır. Organizasyonunuzun niş pazarlarıdır. Sizin içinse çok değerli fırsatlardır.
  4. Yetkinliğiniz ve ilgi alanınıza göre bir veya birkaç niş alana odaklanın. Kendinizi bu alanlarda geliştirin, eğitin.
  5. Organizasyonunuzdaki niş alanları dolduran, talepleri karşılayan insan olun böylece. Bu sizi değerli, çok değerli kılar.
  6. Ne kadar fazla niş alanı doldurursanız değeriniz o denli artar. Hem kendinizi geliştirirsiniz, hem de içinde bulunduğunuz kuruma değer katarsınız.

Unutmayın, organizasyonlar kendisini geliştiren ve kendisine değer katanları her zaman ödüllendirir.
Ama hepsinden önemlisi, kendinize katacağınız değer ve kişisel gelişiminize yapacağınız katkıdır. Bunun değeri asla ölçülemez.

Vapur olmak…

7 May

Siz de deneyin bakın: Bir odanın kapısını, pencerelerini sımsıkı kapayın.
Sırtüstü yatıp gözlerinizi kara bir bezle bağlayın.
Kafanızdaki bütün fikirleri kovarak, bütün dikkatiniz saatin tiktağında, zamanın geçişini düşünün.
Yaşadığınızı düşünün.
Bir vapur olduğunuzu, zamanı yara yara ilerlediğinizi, hayatın saniye saniye yanınızdan kayıp gittiğini…
(Haldun Taner/On İkiye Bir Var)

Hayat bazen öylesine üstümüze gelir ki; kaçmak, uzaklaşmak, toz zerresi olmak isteriz.

Her şeyi unutmak, hatırlamamak, boş bir defter isteriz.

Zamanla akıp gitmek, suyu yarmak, vapur olmak isteriz.

***

Haldun Taner bu isteğimizi öylesine güzel anlatmış ki “On İkiye Bir Var” isimli öyküsünde…

Kendisini ölümünün 25. yılında sevgiyle anıyoruz.

Mülakat mevsimi

26 Nis

Mezun olacakların iş görüşmelerine sıklıkla olarak girmeye başladığı ve işe alımların yoğunlaştığı mevsime girdik.

Eminim ki, birçok yeni mezun adayı bir mülakattan diğerine koşuyor ve çalacak telefonları heyecanla bekliyor bugünlerde.

Tüm iş adaylarına önerim, iş görüşmelerinde çok seçici davranmamaları ve olabildiğince fazla iş görüşmesine katılmaları.

Mülakatlara genelde insan kaynaklarından ve şirket yönetiminden çok değerli çalışanlar dahil olur. O nedenle her mülakatta  tecrübeli yöneticilerden öğrenebileceğiniz birçok şey vardır…

Bu insanlardan alacağınız ufacık bir taktik veya olumlu/olumsuz bir geri dönüş parayla satın alamayacağınız kadar değerli bir katkı yapabilir kişisel gelişiminize.

***

Örneğin; pazarlama alanında bir kariyer hedefliyorsanız, zaten finans odaklı pozisyonlara başvurmazsınız. Ancak; çalışmayı düşünmedikleri  şirketlere (şirketin konumundan, veya pozisyonun içeriğinden ötürü…) de başvurmayı tercih etmez adaylar genelde.

Eğer yeterli mülakat tecrübesine sahip olmadığınızı düşünüyorsanız veya ileride ne yapacağınız hakkında kafanızda ufacık bir soru işareti varsa, iş başvurusu skalanızı olabildiğince geniş tutmanızda fayda vardır.

Çok fazla mülakata girmek belki biraz zamanınızı alacaktır, veya fiziksel yorgunluğa sebep olabilir; fakat, gireceğiniz her mülakatın sizlere kattıklarının yanında bunlar çok önemsiz kalacaktır.

Toparlamak gerekirse:

Çalan her telefonu cevaplayın ve imkanınız dahilinde her mülakata katılın.

Eğer bazı şirketler veya pozisyonlar hakkında soru işaretleriniz varsa, bu şirketlere ve pozisyonlara da mutlaka başvurun.

Çünkü mülakatlar aynı zamanda kişisel gelişim eğitimleri gibidir.

Bilmediğiniz ve sonra “hayret” diyeceğiniz birçok şeyi öğrenebileceğiniz seanslardır.

O yüzden ilgi alanınızdaki tüm şirketleri ve bu şirketlerin değerli yöneticilerini bol bol sömürün.

Zaten onlar da sömürülmekten zevk alan, bilgi birikimlerini gençlerle paylaşmaktan keyif duyan insanlar olacaktır.

Web analitiği

24 Nis

Google KOBİ Günü‘nde yaptığım Analytics sunumunda, dinleyicilere şunu sordum:

Dünyada sadece 100 kişi olsaydı kaçı İnternet’i kullanmış olurdu?

Dünya nüfusunun yüzde 50’sinin telefon denen iletişim aracını henüz kullanmamış olduğu düşünülürse, İnternet’i hayatlarında en az bir kez olsun kullanmış olanların sayısının çok düşük olacağı açık. Gerçek rakamı verelim: 28.

Diğer bir deyişle dünyadaki insanların sadece yüzde 28’i İnternet’i kullanmış ya da kullanıyor.

2000 yılında bu rakam 100 kişide 5 kişiydi. Bu da önemli bir ayrıntı

***

Bu rakamları; dünya üzerinde İnternet’i hiç kullanmamış 5 milyar insan olduğunu vurgulamak için paylaştım.

Yakın bir gelecekte bu insanların ciddi bir kısmının daha sanal dünyaya dahil olacaklarını düşünürsek, çok büyük fırsatların ve risklerin bizleri beklediğini söylemek mümkün.

Örneğin sanal dünyadaki tüketici davranışları, “offline” (gerçek) dünyadan çok farklı. İnsanların birbirleriyle olan iletişimleri, çok farklı dinamiklere, beklentilere ve algılara bağlı olarak şekilleniyor “online” (sanal) dünyada. Kısacası oyunun kurallarının bambaşka olduğu yeni bir dünyanın çok daha kalabalıklaşacağından bahsediyoruz.

Oyunu yeni kurallarıyla oynamaya hazır, ve hatta oyunun kurallarını kökünden değiştirebilecek yetkinlikte oyuncuların  bu dünyanın liderleri ve yol göstericileri olacaklarını tahmin etmek hiç de zor değil.

İşte tam bu noktada, web analitiği devreye giriyor:

Web analitiğini; sanal dünyanın farklı kurallarının, dinamiklerinin, davranışlarının insan ekseninde analiz edilmesini ve bunun akabinde anlamlı sonuçlar çıkarılmasını sağlayan süreçler bütünü olarak düşünebiliriz.

  • Tüketiciler markanızla nasıl etkileşime giriyor
  • Web sitenize gelen ziyaretçiler hangi aşamalarda sitenizi terk ediyor? Peki sonra nerelere gidiyorlar?
  • İnsanlar, vermek istediğiniz mesajı diğerlerine nasıl taşıyorlar?
  • Hangi kanallarda hangi tür iletişime daha açıklar?
Web analitiği; bunlara benzer tüm soruları sanal dünya ekseninde sormak, cevaplar aramak ve hedeflerimize uygun sanal dünya stratejilerini belirlemek için kullanılan araçlar bütünü diğer bir deyişle.

Karşıdakinin davranışını öngörebilen ve buna uygun çözümler üretenler, en iyi gözlemi yapan ve bundan anlam çıkaranlardır.

Bugün İnternet’i kullanan 1.9 milyar insanın, sanal dünyada nasıl davrandıklarını iyi analiz edip anlamlı sonuçlar çıkartırsak, yarın bu dünyaya dahil olacak 5 milyar insanı da hazırlıksız karşılamamış oluruz.

Ve yarının liderleri, yol göstericileri, kazananları; bu sıradışı dünyanın yeni misafirlerini en iyi ağırlayacak olanlardan çıkacaktır.

Bilmediğini bilmemek

20 Nis

Bazı insanlar vardır.

Çok fazla şey bilirler.  Ve aslında hiçbir şey bilmezler.

Çünkü her şeyi bilmek maskesi, bilmediklerini görmelerini engeller.

Çünkü her şeyi bilmek maskesi öyle bir maskedir ki, aşağıda olup bitenleri göstermez.

Siz yukardasınızdır. Yukarıdan bakarsınız hayata. Eğilmeye tenezzül etmezsiniz.

Ama hayat aşağıda akıp gidiyordur.

Dünün gerçekleri yükselirken, bugünün gerçekleri aşağıda filizlenmektedir.

***

Kimse her şeyi bilemez tabi ki.

Ama herkes neleri bilmediğini bilebilir.

Bunun için de biraz aşağılara bakmak, Kaf dağının doruklarından yamaçlara süzülmek şarttır.

Gerçek liderler her şeyi bilmediklerinin bilincinde olanlardır çünkü…

%d blogcu bunu beğendi: