Arşiv | Ağustos, 2010

30 Ağustos’lar…

30 Ağu

Yıl: 1922

Başkomutan Mustafa Kemal büyük zaferi müjdeliyor:

“…Ordularımız 9 Eylül 1338 (1922) sabahı İzmir”imizi ve yine 9 Eylül 1338 (1922) akşamı Bursa’mızı muzafferen kurtardılar. Akdeniz askerlerimizin zafer terâneleriyle dalgalanıyor. …Büyük Türk Milleti ! Ordularımızın kabiliyet ve kudreti düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza emniyet verecek bir kemâl ile tezahür etti. Millet orduları on dört gün zarfında büyük bir düşman ordusunu imha ettiler. … Anadolu’daki bütün işgal edilmiş topraklarımızı geri aldılar. Büyük zafer münhasıran senin eserindir. Çünkü İzmir’imizi siyasî hırslar neticesinde âdeta ınemnunen düşmana teslim eden heyetlerle milletin hiçbir münasebeti yok idi. Bursa’mızı istilâ eden Yunan kuvvetleri ise ancak imparatorluğun askerî teşkilâtıyla işbirliği yaparak muvaffak olmuşlardı. Vatanın kurtuluşu, milletin rey ve idaresi kendi mukadderatı üzerinde kayıtsız şartsız hâkim olduğu zaman başlamış ve ancak milletin vicdanından doğan ordularla müspet ve katî neticelere ermiştir...”

***

Ulu önder Atatürk’ün bu zafer bildirisindeki koyu renkle vurguladığım kısımlarda çok çok önemli mesajlar saklı. 30 Ağustos 2010 için, bugünün ve yarının Türkiye’si için…

Mustafa Kemal Atatürk şuna vurgu yapmakta:

Ülkenin asıl düşmanları yabancı düşmanlar değil, siyasi hırslar ve çıkarlardır. Siyasi hırslar ve çıkarlar paralelinde düşmanla işbirliği yapılmış, ve bunda milletimizin çıkarları gözardı edilmiştir. Çünkü milletin çıkarlarından çok, bireysel çıkarlar ve siyasi hırslar adına bir ulusun geleceği şekillendirilmek istenmiştir. İşte tam bu noktada millet iradesi; geleceğini kendi başına, sadece ulusal çıkarları doğrultusunda değiştirmek için devreye girmiş, büyük zafer ancak ve ancak bundan sonra gelmiştir.

***

Yıl: 2010

“Siyasi hırslar” ve “bireysel çıkarlara” karşı kazanılan büyük zaferin 88. yıl dönümü.

Mustafa Kemal Atatürk’ün zafer bildirisindeki uyarılar ve temel mesajlar bugünün Atatürk Türkiye’si için halen geçerli, yarın da geçerli olmaya devam edecek. Çünkü insanoğlu dünya üzerinde varolmaya devam ettikçe; “çıkar” denilen olgu, binbir çeşit renk ve kostümle, binbir çeşit araç ve yöntemle karşımıza çıkmaya devam edecek.

Bundandır ki; ülkesini seven her Türk genci her yeni gün bilimde, sanatta, iş dünyasında, kısacası her alanda, çok daha zorlu, çok daha önemli, çok daha anlamlı zaferler kazanmak zorundadır.

Bugün büyük zaferler kazanma günüdür.

Yarınlar da öyle olacaktır.

Bayramımız kutlu olsun.

Reklamlar

Yıldızın Parladığı Anlar

26 Ağu

Stefan Zweig‘ın kitabında yıldızın parladığı anlar; “çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı trajik ve yazgıyı belirleyici anlar” olarak anlatılmış. (Ayrıca bkz. Son Saniye)

Bireysel hayatlarımızda yıldızımızın parladığı anları, yeni fikirler ürettiğimiz yaratıcılık anları olarak düşünebiliriz.

Peki, hangi şartlarda ilham perimiz son sürat çalışmaya başlar, beynimizde ışıklar yanıp yanıp söner?

***

Benim aklıma en iyi fikirler hep yüzerken geliyor mesela.

Havuzda veya denizde tek başına, sadece kulaçların sudaki melodisi ve ahengiyle beraber yüzerken, insanın aklına bir sürü değişik fikir, kafanızaki soru işaretlerine onlarca farklı yanıt gelebiliyor. Bunu bildiğimden, ne zaman ikilemlere düşsem ve zor seçimlerin öncesinde olsam, son kararımı mutlaka ve mutlaka kendimle başbaşa kalabildiğim yüzme “terapilerinden” sonra veririm.

***

Bazıları içinse “yıldızın parladığı anlar” tek başına araba kullanırken, doğada sakin bir yürüyüş esnasında veya banyoda gerçekleşir.

Mesela çoğu insan için duş almak, aynı zamanda bir düşünme egzersizi seansıdır.

 

Bir web sitesinde, duş almanın yeni fikirleri ve yaratıcılığı niçin tetiklediği sorusuna cevap aranmış. Şöyle ki;

  • Duş almak “yeni bir günün başlangıcı”, daha doğrusu “yeni bir başlangıç“tır.
  • Duş alırken kendinizle başbaşa kalırsınız. Bazı şeyleri sorgulayabileceğiniz bir fırsattır bu.
  • Rahatsız edilmezsiniz duş esnasında. Ne çalan bir telefon vardır, ne de okumanız gereken bir e-mail.
  • Suyun sesi sizi düşüncelere sürükleyen ve hipnotize eden bir melodi gibidir.
  • Duş almak bir ritualdir. Yaratıcılık ise bu ufak ritualleri, kaçamakları sever.
  • Duş almak pisliklerden, kirlerden arınmaktır. Bizleri özgürce düşünmekten alıkoyan, yaratıcılığımızı dizginleyen her türlü mikroptan, stresten, gerilimden arınmak.
  • Duş sırasında çok detaylı düşünmezsiniz. Derin analizler yoktur. En büyük fikirler de basit düşünmenin ürünü değil midir?
  • Sıcak su derimizin nefes almasını sağlar, hücrelerimizi açar, genişletir. Tıpkı zihnimizi açtığı gibi…
  • Ayrıca duş almak bizleri uyandırır, kendimize getirir. Zinde kılar. Yeni fikirlere karşı daha hazırlıklı yapar.
  • Şampuanla başınıza masaj yapmanız, birçok insanın düşünmesini tetikleyen bir ritueldir.

***

Einstein da bunların bazılarının farkında olsa gerek, şöyle soruyor: “Why is it I always get my best ideas while shaving?

When faced with two choices…

25 Ağu

Keşfedilmeyeni keşfetmek

23 Ağu

Günün sıkıcı haberlerinden uzaklaşıp biraz da teknoloji bölümüne tıkladığımda karşıma çıkan haberler insanı bambaşka dünyalara götürüyor.

Yılların birikimiyle kurulan onlarca şirketin yapamadığı kârın onlarca katını bir web sitesi kazanabiliyor günümüzde. Özellikle arama motorlarının muazzam reklam kazançları birçok firmanın en deneyimli pazarlama ekiplerinin çabalarını bile gölgede bırakmaya yetiyor.

Like.com’un sahibi olan Türk mühendis, siteyi kurduktan 4 sene sonra 100 milyon dolara sitesini Google’a satmış. Bu kişi, Türkiye’nin en zenginleri arasında ismini çoktan yazdırdı. Sıfırdan hem de, tam dört senede… Bir aşağıdaki yazıda Youtube’un 2005’te kurulduğu yazıyor. Kurulduğundan sadece iki üç sene sonra yasak koyulan bu site yüzünden yer yerinden oynayabiliyor.

Google’ın Android’inin yükselişi ve iPhone’a rakip oluşuna göz gezdirdikten sonra, dünyanın en zenginleri listesindeki teknoloji firmalarının sahipleri gözüme çarpıyor. Dell’in kurucusu, Apple’ın CEO’su… Hepsi de sıfırdan servet yaratmışlar kendilerine.

İletişimde Internet’in payı arttıkça, dünyaya hitap edebiliyor bu siteler. İnsana ulaşmak temel unsur oluyor. Ne kadar çok insan “farkında olursa” o kadar paraya dönüşüyor en az sermayeyle kurulan bu siteler. Girişimciliği tanımlayan bir çok medya organı, “discovering undiscovered” kalıbını kullanır. Yani hiç görülemeyeni görmek, keşfedilmemiş boş alanları keşfetmekten bahseder. Bunu tam anlamıyla becerebilen bu insanlar, milyonların hayatlarına girebiliyor.

Internet’in Tarihi

21 Ağu

Infographics’lere bayılıyorum.

Sunum yapma ve bilgiyi paylaşma konseptini tamamen baştan şekillendiren infographics’lerin her mecrada çok daha sık kullanılması taraftarıyım. O nedenle bu blog’da da başarılı infographics’leri sık sık paylaşmaya devam edeceğiz.

Aşağıda Internet’in tarihçesini veren başarılı bir infographics örneğini paylaşmak istedim.

A picture is worth a thousand words. Değil mi?

Son Saniye

19 Ağu

Hiçbir şeyi son saniyede gerçekleştirdiğiniz ve bunun sonucunda hayatınızın yönünün değiştiğini farkettiğiniz oldu mu?

Mesela son saniyede bir sınav sorusunu cevapladığınız, bu sayede not ortalamanızı yükselttiğiniz…

Veya son saniyede vapura binip iş görüşmesine yetiştiğiniz ve daha sonra görüşmenizin olumlu olduğunu öğrendiğiniz…

Yine son saniyede aklınıza gelen bir fikri projenize eklediğiniz ve bu fikrin çok beğenilmesi sonucunda terfi ettiğiniz…

***

Son saniyede yaptıklarımız çoğu zaman, belki farkında olmasak da, hayatımızın yönünü değiştiriyor.

Hatta kimi zaman son saniye o kadar önemli oluyor ki, ölümle kalım arasındaki ince çizgiyi bile o saniyede yapılanlar belirliyor.

Videoyu izleyince, boşa geçen her saniyenin kıymetini çok daha iyi anlıyor insan, değil mi?

Fırsat avcıları

16 Ağu

Bu aralar Internet’teki favorilerim grup indirimi yapan siteler. Aslında bu konuda yalnız olmadığımı biliyorum, zira bu sitelerin üyeleri çığ gibi büyümekte her geçen gün.

Bu sitelerde fiyatların ucuzluğu kadar, seçilen mekanların kalitesi de göze çarpıyor. Bu iş modelinde genel mantık belli sayıda kişi tarafından o “fırsat”ın satın alınmış olması. Bu sebepten siteden bir fırsatı ilk satın almaya kalktığınız zaman hemen paranız çekilmiyor. Ne zaman “eşik” kişi sayısına ulaşılırsa o zaman para hesabınızdan çekiliyor. Böylece fırsat kuponuna sahip oluyorsunuz. Her bir fırsatın belli bir zaman dönemi var. Bu dönem ortalama 2-3 ayı buluyor. İstediğiniz zaman satın aldığınız kuponla fırsatınızı yaşayabiliyorsunuz.

Geçtiğimiz haftalarda bu sitelerden biri sinema keyfini 1 TL yaparak gerçekten de kendi popülaritesini en tepeye çıkardı. Bunun gibi uç fırsatları zaman zaman görmek mümkün.

İşin ilginç yanı, Internet ile beraber gelişen popüler sosyal ağ ve arkadaşlık siteleri, bu yeni akımla beraber gerçek sosyalliğe geçişi de beraberinde getiriyor. Ancak bu geçiş, tahmin edilebileceği gibi hummalı bir çalışmanın ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Habertürk’ün 15 Ağustos 2010 tarihli İK ekinde yer alan haberde Groupon ekibinin her bir üyesinin insanların ağız tatlarını ve hangi mekanları daha çok tercih ettiklerini günboyu araştırdığı yer alıyordu. Mekanın kalitesinden yemeklerinin tadına kadar her bir ayrıntı bu tip sitelerin yaratıcıları tarafından titizlikle irdeleniyor. Bu da karşılığında her gün büyüyen bir talep yaratıyor.

Şüphesiz ilerleyen günlerde, Facebook gibi sosyal ağlarla daha da entegre bir biçimde bu yeni oluşum daha da büyüyerek Internet ortamındaki yerini sağlamlaştıracak.